

 |
Günlük kullandığımız sofra tuzları rafine edilmiş olup ikibine
yakın kimyasal madde içermektedir. Sofra tuzları aslında sanayi
için üretilmekte, toplam üretilen sanayi tuzunun maksimal %5 i
sofra tuzu olarak tüketilmektedir. Sofra tuzlarının vücudumuza
kısa ve uzun vadede sayılamayacak kadar çok zarararları vardır.
Bunlardan bazıları, kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon,
böbrek rahatsızlıkları ve taşları karaciğer problemleri, fazla
kilo alma, göz hastalıkları, beyin ve sinir sistemi
rahatsızlıkları ve sindirim sistemi sorunlarıdır.
Kaya tuzları ve
kristal tuzlar bundan ortalama 250 milyon yıl önce, denizlerden
oluşan tuzlardır
Sofra tuzunda NaCl
(sodyum klorür) bulunmaktadır. Deniz ve kristal tuzunda ise
bunun yanında sekseniki çeşit mineral mevcut olup, vücudumuzun
ihtiyacı olan birçok maddeyi içerir. Vücutta bulunan suyun tuz
oranı ile deniz suyu tuz oranı aynıdır. Sofra tuzu (NaCl)
bünyeye girdiği zaman doğal yapısı olan seksendört çeşit
elementi içeren doğal tuza dönüşmeye çalışır. Bu yüzden
vücudumuz için çok değerli olan sekseniki çeşit elementi almaya
çalışır. Bunu engellemek isteyen bünyemiz zararlı tuzu (beyaz
zehiri) nötralize etmek için su ile kaplar. Bu da bilinen tuzun
vücutta su tutma olayıdır.
Aslında tuzun
doğalı bünyemize hiçbir şekilde zararlı değildir. Tamamen
kullanılıp vücuttan atılabilir. Bir insanın günlük aldığı tuz
miktarı ortalama 20gr dır. Ancak böbreklerimiz günde maksimum
7gr tuz atabilir. Bir yılda bünyemizde depoladığımız beyaz
zehirin miktarını düşünün...
Bunun için deniz
tuzu, kaya tuzu veya kristal tuz kullanılması sağlık açısından
son derece önemlidir. Yemeklerinizde bu tuzları gönül
rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Sofra tuzuna oranla ortalama %30
daha fazla kullanmanız gerekmektedir, ancak vücutan atılabildiği
için kullanılan miktarın önemi yoktur.
Kristal tuzu su
dolu kavanozun içinde eriterek kullanabilirsiniz. %26
çözünürlüğe ulaştıktan sonra erime durur. Kullanıldıkça su ilave
edilebilir. |